Gayrimenkul inşaatlarında kdv'nin hesaplanma tarihi (02.04.2008)
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Vergi Dairesi
Başkanlığı
Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü
Sayı :
B.07.1.GİB.4.06.17.01.KDV
02.04.2008*1313
Konu :
……………………………..
İlgi: …/…/… evrak tarihli dilekçeniz.
İlgide kayıtlı dilekçenizde belirtilen
hususlar hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıdaki gibidir.
A-) GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN DĞERLENDİRME:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6’ncı maddesinde,
kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi
kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir
Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme
bağlanmıştır.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 38’inci maddesinin
birinci fıkrasında, “Bilanço esasına göre ticari kazanç,
teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri
arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce
1- işletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir.
2- İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
Ticari Kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi
Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41’ inci maddeleri
hükümlerine uyulur.” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca, ticari kazancın tespitine ilişkin Gelir Vergisi
Kanununun 39’ uncu maddesinin ikinci fıkrasında “ Elde edilen hasılat, tahsil
olunan paralarla tahakkuk eden alacakları; giderler ise, tediye olunan ve
borçlanılan meblağları ifade eder.” parantez içi hükmü yer almaktadır.
Kanunda yer alan düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, kurum
kazancı, ticari kazanç niteliği taşıdığı ve ticari kazanç gibi tespit
edildiğinden elde etme yönünden tahakkuk esası geçerlidir. Kurum kazancının
hesap dönemleri itibariyle tespit edilerek, dönemler itibariyle gerçekleşmiş
gelir ve giderlerin safi kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekir.
Dönemsellik ilkesi gereğince işletmenin sürekli kabul edilen ömrü belli
dönemlere bölünür ve her dönemin faaliyet sonuçları diğer dönemlerden bağımsız
olarak saptanır. Gelir ve giderler tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilerek
hasılat, gelir ve karlar aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla
karşılaştırılır. Tahakkuk ise gelirin ve giderin miktar ve mahiyet itibariyle
kesinleşmesini ifade eder.
Bu itibarla, adı geçen şirket tarafından yapılan dairelerin
inşası tamamen bitirilmediği müddetçe inşaat maliyeti oluşmayacağından inşaatın
devamı sırasında yapılan satışlar karşılığında alınan tutarlar avans olarak
değerlendirilecek ve bu satışlar nedeniyle kar/zarar beyan edilmesi söz konusu
olmayacaktır.
Ancak, inşaatın tamamen bitirildiği yıl her bağımsız bölüm
veya dairenin maliyet bedeli bulunarak satış tutarları arasındaki fark (inşaat
devam ederken yapılan satışlar nedeniyle alınan avanslar dahil) satışın
yapıldığı yıl kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilecektir.
B -) KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1. maddesinde, Türkiye'de
ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan
teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, 10/a. maddesinde ise,
mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması
ile vergiyi doğuran olayın meydana geldiği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca yine aynı Kanunun 10/b maddesinde vergiyi doğuran
olayın malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri
belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak
üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi anında meydana geldiği
belirtilmiştir.
Gayrimenkullerde mülkiyetin devri esas
itibariyle tapuda alıcı adına tescil suretiyle gerçekleşmektedir. Tapuda alıcı
adına tescil yapılmayan ancak fiili olarak teslim edilerek alıcının malik gibi
kullandığı gayrimenkullerde, gayrimenkulün teslimi ile katma değer vergisi
doğmaktadır.
Bu açıklamalar çerçevesinde;
-İnşaat devam ettiği sürece vergiyi doğuran olay
meydana gelmeyecektir. Ancak inşaat fiilen teslim edilmeden önce kat mülkiyetine
geçilmiş ise; mülkiyet devri tapuda tescil suretiyle gerçekleştiğinden, tapuya
tescil anında vergiyi doğuran olay meydana gelecek olup, bu tarih itibariyle
Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1. maddesi gereğince katma değer vergisi
hesaplanması gerekmektedir.
-Konutların fiilen kullanılmaya başlanması
halinde ise, fiilen kullanıma başlandığı tarihte vergiyi doğuran olay meydana
geldiğinden Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1. maddesi gereğince katma değer
vergisi hesaplanması gerekmektedir.
Ancak, yukarıda belirtilen işlemlerden önce,
herhangi bir tarihte fatura veya benzeri bir belge düzenlenmesi halinde, belgede
yer alan tutarla sınırlı olmak üzere belgenin düzenlendiği tarihte vergiyi
doğuran olayın gerçekleşeceği ve bu tarihte katma değer vergisi hesaplanacağı
tabiidir.
Bilgilerinize rica ederim.
Vergi Dairesi Başkanı a
Gelir İdaresi Grup Müdür V.
|