Devre Tatil Satışlarında Vergiyi Doğuran Olay (03.05.2008)
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Vergi Dairesi
Başkanlığı
(Mükellef Hizmetleri KDV ve
Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü )
Sayı :
B.07.1.GİB.4.06.17.01/KDV-
03/05/2008-1708
Konu :
.............................
İlgi : a -....... tarihli dilekçeniz.
b-....... tarihli dilekçeniz.
İlgide kayıtlı dilekçelerinizde bahsedilen hususlarla ilgili
Başkanlığımız görüşü aşağıdaki gibidir.
I-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN YAPILAN
DEĞERLENDİRME:
Firmanız tarafından verilen dilekçe ve eklerinin
tetkikinden; 03/03/2006 tarihli …….. Belediyesi Meclis Kararı ile otel yapılmak
üzere 49 yıllığına üst hakkı verilmesi için belediyeye ait parsellerin
ayrıldığı, 28/07/2006 tarihli Encümen Kararı ile şirketinize ihale yoluyla
turizm alanı olarak ayrılan parsellerden birinin üst hakkı kullanımın 49
yıllığına verildiği, firmanız ile Termal Konaklama Günübirlik Tedavi ve Spor
Aktivitelerini İçeren Turistik Tesis İhale Sözleşmesi düzenlenerek söz konusu
parselin üst kullanım hakkının 49 yıllığına kiralandığı, bu kiralamanın söz
konusu parsel üstünde anılan tesisin yapımını ve kullanımını içerdiği, üst
kullanım hakkına ilişkin bedelin inşaat ruhsatının alındığı veya alınmış kabul
edildiği tarihten 12 ay sonra işlemeye başlayacağının belirtildiği, ayrıca
şirketinizin tesisin inşaatını tamamlamasından sonra devre tatil sözleşmeleri
uygulama usul ve esasları hakkındaki yönetmeliğe uygun olarak hazırlanan
sözleşmelerle devre tatil satışını yapacağı, sözleşme sonunda yapılan tesislerin
bedelsiz olarak Belediyeye bırakılacağı anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 726’ncı maddesinde üst
hakkı, sahibine başkasına ait taşınmaz üzerindeki yapının maliki olma yetkisi
veren bir irtifak hakkı olarak tanımlanmıştır. Kanunun 826’ncı maddesinde ise,
bir taşınmaz malikinin, üçüncü kişi lehine arazinin altında veya üstünde yapı
yapmak veya mevcut bir yapıyı muhafaza etmek yetkisi veren bir irtifak hakkı
kurabileceği, aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu hakkın devredebileceği ve
mirasçılara geçebileceği, bağımsız ve sürekli nitelikte ise üst hakkı sahibinin
istemi üzerine tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebileceği, en az 30 yıl
için kurulan üst hakkının sürekli nitelikte olduğu hükmüne yer verilmiştir. Üst
hakkının sona ermesi halinde ise, taşınmaz üzerindeki yapıların arazi maliki
üzerinde kalacağı ve arazinin bütünleyici parçası olacağı 828’inci madde ile
hüküm altına alınmıştır ve 829’uncu madde uyarınca taşınmaz malikinin, aksi
kararlaştırılmadıkça kendisine kalan yapılar için üst hakkı sahibine bir bedel
ödemesi gerekmemektedir. Görüldüğü üzere, bir kimsenin, üçüncü kişiye, taşınmazı
üzerinde veya altında yapı yapmak veya mevcut yapıyı muhafaza etmek yetkisi
vermek üzere üst hakkı kurması mümkün olup, buna dair sözleşmenin en az otuz yıl
süreli ve bağımsız nitelikli olması durumunda üst hakkı tapu kütüğüne taşınmaz
olarak kaydedilebilecektir. Ancak, üst hakkı tesisi için öncelikle Kanunun
827’inci maddesi uyarınca resmi senet düzenlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Buna göre, şirketinizin …….. Belediyesi ile 49 yıllığına
yaptığı üst hakkı kullanımına ilişkin anlaşmanın tesisi sırasında söz konusu
hakkın üçüncü şahıslara devredilmeyeceğine, mirasçılara intikal etmeyeceğine ve
ayni hak tesis edilmeyeceğine veya bu tip tasarrufların izin alınmak suretiyle
yapılacağına yönelik kısıtlamalar getirilmemesi halinde; bu hakkın müstakil ve
daimi niteliğe haiz bir hak olarak değerlendirilmesi gerektiğinden adı geçen
belediyece yapılan bu işlemin kiralama olarak değil üst hakkının devri olarak
kabul edilmesi gerekmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun ‘Safi Kurum Kazancı’
başlıklı 6’ncı maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi
içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum
kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki
hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari
kazancın tanımının yapıldığı 37’nci maddesinde ticari ve sınai faaliyetlerden
doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş ve ticari kazançta vergiyi
doğuran olay tahakkuk esasına bağlanmıştır.
Diğer taraftan, devre tatil sözleşmelerinin içerdiği şartlar
dikkate alındığında bu sözleşmenin bir gayrimenkulün belirli bir süre
kullandırılmasına mahsus kira akdi olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Ayrıca, söz konusu şirketin devre tatil pazarlaması işini ticari faaliyet olarak
yürüttüğü de dikkate alındığında anılan işin “devre tatil hakkı satışı” olarak
nitelendirilmesi gerekmekte olup, devre tatil hakkı satışı işinden elde edilen
hasılatın tamamının elde edildiği dönemde gelir olarak kayıt edilmesi
gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, kurumlar vergisi açısından
vergiyi doğuran olayın satış işleminin gerçekleşmesiyle meydana geldiğinin
kabulü gerektiğinden, devre tatil bedellerinin de satışının yapıldığı dönemin
hasılatına dahil edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir.
II-VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN YAPILAN
DEĞERLENDİRME:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 269’uncu maddesinde;
“İktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkuller maliyet bedeli ile
değerlenir.
Bu Kanuna göre, aşağıda yazılı kıymetler gayrimenkuller gibi
değerlenir.
1-Gayrimenkullerin mütemmin cüzüleri ve teferruatı;
2-Tesisat ve makinalar;
3-Gemiler ve diğer taşıtlar;
4-Gayrimaddi haklar,” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 272’inci maddesinde; “Normal bakım, tamir ve
temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü veya elektrik üretim ve dağıtım
varlıklarını genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak
maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün veya elektrik üretim ve dağıtım
varlıklarının maliyet bedeline eklenir.
Gayrimenkuller kira ile tutulmuş ise veya elektrik üretim ve
dağıtım varlıklarının işletme hakkı verilmiş ise, kiracı veya işletme hakkına
sahip tüzel kişi tarafından yapılan bir ve ikinci fıkralardaki giderler bunların
özel maliyet bedeli olarak ayrıca değerlenir. Kiracının veya işletme hakkına
sahip tüzel kişinin faaliyetini icra için vücuda getirdiği tesisata ait giderler
de bu hükümdedir.
Gayrimenkuller veya elektrik üretim ve dağıtım varlıkları
için yapılan giderler hem tamir, hem de kıymet artırma giderlerinden terekküp
ettiği takdirde, mükellef bu giderlerden maliyet bedeline eklenecek kısmı ayrı
göstermek mecburiyetindedir. ” hükmü yer almaktadır.
Yine mezkur Kanununun “Özel maliyet bedellerin itfası”
başlıklı 327’nci maddesinde: “Gayrimenkullerin, elektrik üretim ve dağıtım
varlıklarının ve gemilerin iktisadî kıymetlerini artıran ve 272’nci maddede
yazılı özel maliyet bedelleri, kira veya işletme hakkı süresine göre eşit
yüzdelerle itfa edilir. Kira veya işletme hakkı süresi dolmadan, kiralanan veya
işletme hakkı alınan şeyin boşaltılması veya işletme hakkının herhangi bir
sebepten sona ermesi halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma veya
hakkın sona erdiği yılda bir defada gider yazılır.” hükmü mevcuttur.
Diğer taraftan Türk Medeni Kanununun 998’inci maddesine göre
tapu siciline taşınmaz olarak; araziler, taşınmazlar üzerindeki bağımsız ve
sürekli haklar ile kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler
kaydedilebilmektedir. Yine aynı madde hükmüne göre, tapu siciline, taşınmazlar
üzerindeki bağımsız ve sürekli hakların taşınmaz olarak kaydedilebilmesi için
gerekli koşullardan biri de hakkın süresiz veya en az 30 yıl süreli olmasıdır.
Medeni Kanunun bu hükmü dikkate alındığında, üst hakkının
taşınmaz olarak değerlendirilebilmesi için, tapu kütüğünde ayrı bir sayfaya
bağımsız ve sürekli (ve en az 30 yıl) bir hak olarak kaydedilmesi gerekmektedir.
Yine aynı Kanunun 704/2 maddesinde, tapu kütüğünde ayrı
sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli hakların taşınmaz (gayrimenkul)
mülkiyetinin konusunu oluşturacağı belirtildiğinden, üst hakkının da gayrimenkul
gibi değerlenmesini gerektirecektir.
Bu itibarla; ……. Belediyesi adına kayıtlı taşınmazın 49 yıl
süre ile şirketinize üst hakkı tesisi suretiyle tahsisine ilişkin ödenen
bedelin, Medeni Kanun kapsamında üst hakkı için ödendiği ve bu hususun Vergi
Usul Kanununun 269’uncu maddesi kapsamında gayrimaddi hak bedeli olarak
değerlenmesi gerektiği aşikardır.
Buna göre; anılan şirket tarafından üst hakkı tesisine
ilişkin olarak ödenen bedelin 333 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ eki
listenin “55. Gayri Maddi İktisadi Kıymetler: İşletmenin mevcut değeri, imtiyaz
hakları (Franchising),patent, formül, dizayn, örnek kalıp ve teknik bilgi,
(Know-how), format, telif hakkı ve benzeri kalemler, lisans, kullanım hakkı ve
izni veya devlet kurum ve kuruluşları tarafından verilen diğer haklar (İşletme
hakkı gibi) ve bunların benzerleri” sınıfında değerlendirilmesi, faydalı ömrünün
15 yıl ve amortisman oranının da % 6,66 olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Öte yandan, söz konusu parsel üzerinde, şirketinizce tesis
yapımına ilişkin yapılan harcamaların ise Vergi Usul Kanununun 272’inci maddesi
gereğince özel maliyet bedeli olarak dikkate alınması ve 327’inci maddeye göre
itfa edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan aynı Kanunun 229’uncu maddesinde, fatura,
satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı
göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen
ticari vesika olarak tanımlanmıştır. Kanunun 231’inci maddesinin (5) numaralı
bendinde faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren
azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen
faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu itibarla, Devre Tatil Sözleşmeleri Uygulama Usul ve
Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4’üncü maddesine göre, devre tatil hakkı sadece
işletmeciye karşı ileri sürülebilen kişisel bir hak olması ve devre tatil hakkı
satışlarının tapuya tescil edilmemesi nedeniyle, bu satışlara ait faturanın
düzenlenmesinde devre tatil hakkı satışlarına ilişkin sözleşmenin imzalandığı
tarihten itibaren ve ödemenin şekline bakılmaksızın faturanın yedi gün
içerisinde düzenlenmesi gerekmektedir.
III-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN YAPILAN
DEĞERLENDİRME:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1inci maddesinde
Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olacağı
hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun, 10 uncu maddesinde, vergiyi doğuran olayın,
mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması,
malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler
verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere
fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi, kısım kısım mal teslimi veya hizmet
yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın
teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması anında meydana geleceği hükme
bağlanmıştır.
Buna göre; şirketinizce satışı yapılacak devre tatil hakkı
satışlarına ilişkin olarak katma değer vergisi açısından vergiyi doğuran olay,
devre tatil hakkı satışlarına ilişkin sözleşmenin imzalandığı tarihtir.
Ancak, devre tatil hakkı satışlarından önce fatura veya
benzeri belgeler verilmesi hallerinde vergiyi doğuran olay, bu belgelerde
gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin
düzenlenmesi anında meydana gelecektir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Vergi Dairesi Başkanı a.
Gelir İdaresi Grup Müdür V.
|