Beyannamede yer alan imzanın kendisine ait olmadığının iddia edilmesi halinde yapılacak işlemler hk. (27.06.2007)
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı
(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)
Sayı : B.07.1.GİB.4.06.18.02/32003-
Konu :
Beyannamede yer alan imzanın
kendilerine ait
olmadığının iddia
edilmesi halinde yapılacak
işlemler
hakkında.
........................... VERGİ DAİRESİ
MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi : ../../2007 tarihli ve ……………………… sayılı yazınız.
İlgi yazınızda belirtilen hususlar incelenmiş olup,
konu hakkındaki Başkanlığımız görüşü aşağıda yer almıştır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun
dördüncü kısmında tapu ve kadastro harçlarına ilişkin hükümler yer almış olup,
söz konusu bölümde yer alan 57 nci maddede, tapu ve kadastro işlemlerinden bu
kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına
tabi olacağı, hükme bağlanmıştır.
Anılan kanunun 58 inci maddesinde de, “Tapu
ve kadastro harçlarını kanuna ekli tarifede belirtilen kişiler; tarifede
belirtilmeyen işlemlerde, taraflar aksini kararlaştırmamış ise, aşağıda yazılı
kişiler ödemekle mükelleftir.
a)
Mülkiyet ve mülkiyetten gayrı ayni hakları
iktisap edenler (İktisap eden kişiler birden fazla ise harçları hisseleri
oranınca öderler).
b)
İpotek tesisinde ipoteği tesis edenler,
c)
Kadastro işlerinde adlarına tescil
yapılanlar,
d)
Miras sebebiyle çıplak mülkiyetin mirasçı
adına tescilinde, çıplak mülkiyet sahibi olanlar,
e)
Rücularda rücu eden taraf,
f)
Bunlar dışında kalan işlemlerde
lehine işlem yapılmış olanlar.”
hükmü yer almıştır.
Kanunun 63 üncü maddesinde, “Bu Kanunda sözü
edilen ‘kayıtlı değer’ veya ‘emlak vergisi değeri’ deyimi; 1319 sayılı Emlak
Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine göre belirlenen vergi değerini ifade eder.
Tapu ve kadastro harcı, vergi değeri ile mükellef tarafından beyan edilmiş olan
değerlerden yüksek olanı üzerinden hesaplanır. Mükelleflerin vergi değerinden
daha düşük beyanda bulunmaları halinde, harcın hesabında vergi değeri esas
alınır. Aradaki farka isabet eden harç, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre
hesaplanan vergi ziyaı cezası % 25 oranında uygulanmak suretiyle ikmalen tarh
edilir.…” hükmü yer almıştır.
Kanunun 65 inci maddesinde; “Tapu sicilinde
kayıtlı arsa ve arazi üzerinde yeniden inşa olunacak bina ve sair tesislerin
tescilinde veya her nevi vasıf değişikliklerinde tahsis harcı alınır.” 68
inci maddesinde ise, “Kadastro ve tapulama harçları tahakkukundan itibaren
(ihtilaflı işlerde hükmün kesinleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren)
bir sene içinde ödenir.
İştirak halindeki mülkiyetlerde tahakkuk
ettirilen harcın tamamı, diğer şeriklere rücu hakkı mahfuz kalmak şartıyla, o
gayrimenkule fiilen zilyed bulunan şerikten ve birden ziyade şerik fiilen zilyed
bulunuyorsa bunlardan herhangi birinden tahsil olunur.
Ancak, kadastro ve tapulaması yapılan
gayrimenkul bu süre içinde tedavül ederse, harç yeni malik adına yapılacak
tescilden önce ödenir.
Tapulama Kanununun 71’inci maddesi hükmü
mahfuzdur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 127 nci maddesinde, bu kanunda aksine
hüküm bulunmadıkça harçların tamamı peşin olarak ödenmeden harca mevzu olan
işlemin yapılmayacağı, hükmü bulunmaktadır.
Anılan Kanuna bağlı (4) Sayılı Tarifenin I/13 üncü
fıkrasının (a) bendinde, arsa ve arazi üzerine yeniden inşa olunacak bina vesair
tesislerin tescilinde Emlak (Bina) Vergisi değeri üzerinden binde 15 oranında
harç alınacağı, hükme bağlanmıştır.
Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı tarifesinin “Kadastro
ve Tapulama İşlemleri” başlıklı bölümünün (II/d) fıkrasına; “Bu tarifenin
13 numaralı bendinin (a) ve (c) fıkralarında belirtilen işlemlerden (4751 sayılı
Kanunun 6’ncı maddesi ile değişen ibare. Yürürlük:9.4.2002) emlak vergisi
bildirimi verilmesini gerektirenlerin 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yazılı
bildirim verme süresi sonuna kadar tapuda gösterilmemesi halinde harç % 50
fazlasıyla alınır.” hükmü eklenmiştir.
Diğer taraftan, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun
23 üncü maddesinde (4751 sayılı Kanunun 2/E maddesiyle değişen şekli)
(09.04.2002 tarihinden geçerli olmak üzere); “Bu Kanunun 33’üncü
maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini
tadil eden nedenlerin bulunması halinde (geçici ve daimi muafiyetten
faydalanılması hali dahil) emlak vergisi bildirimi verilmesi zorunludur. Devlete
ait arazi için bildirim verilmez.
Bildirimler;
a)
Yeni inşa edilen binalar için, inşaatın sona
erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her
kısmın kullanılmasına başlandığı bütçe yılı içerisinde,
b)
Bu Kanunun 33’üncü maddesinde (8 numaralı
fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde,
değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde,
Emlakın bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye
verilir.
Yukarıdaki fıkralarda yazılı haller bütçe
yılının son üç ayı içinde vuku bulduğu takdirde bildirim, olayın vuku bulduğu
tarihten itibaren üç ay içinde verilir. Elbirliği mülkiyetinde mükellefler
müşterek imzalı bir bildirim verebilecekleri gibi, münferiden de bildirim
verebilirler. Paylı mülkiyet halinde ise bildirim münferiden verilir.
Elbirliği mülkiyetinde münferiden bildirim
verildiği takdirde, gayrimenkule ait vergi değeri üzerinden hissedarların
adedine göre ayrı ayrı tarh ve tahakkuk yapılır.
Bildirimlerin şekli ve kapsamı Maliye
Bakanlığınca belirlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.
1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29 uncu
maddesinde ise;
“Vergi Değeri;
a)
Arsa ve araziler için, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre takdir
komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş
arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler
(turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili
valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide her il veya ilçe
için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibariyle takdir olunan birim
değerlere göre,
b)
Binalar için, Maliye ve Bayındırlık ve İskan
Bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilan edilecek bina metrekare normal inşaat
maliyetleri ile (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa
payı değeri esas alınarak 31 inci madde uyarınca hazırlanmış bulunan tüzük
hükümlerinden yararlanılmak suretiyle,
Hesaplanan bedeldir…..” hükmü yer almıştır.
Yararlanma ilkesine bağlı olarak alınan vergiler
harç olarak adlandırılmış olup, tapu harçları da tapuya tescil anında
doğduğundan 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı tarifede
belirtilen tapu işlemlerinden, verilen tapu hizmetinin nevi’ne göre tapu ve
kadastro harcı adı altında para tahsil edilmektedir.
Harçlar Kanunu’nda aksine bir hüküm bulunmadığı
takdirde, harçların tamamı peşin olarak ödenmeden harca mevzu olan işlem
yapılamamakta, gerekli harcı tamamen almadan işlem yapan memurlar ise harcın
ödenmesinden mükellefler ile birlikte müteselsilen sorumlu bulunmaktadırlar.
Cins değişikliği ise, bir taşınmazın cinsinin
yapısız iken yapılı veya yapılı iken yapısız hale, bağ, bahçe ve benzeri iken
arsa ve arazi, arsa ve arazi veya yapılı iken bağ, bahçe ve benzeri duruma
dönüştürmek için paftasında ve tapu sicilinde yapılan işlemdir.
Diğer yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3
üncü maddesinde “... Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin
gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki,
vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama
vasıtası olarak kullanılamaz.
İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya
olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması
halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.” hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanunun 25 inci maddesinde; vergi
kanunlarında beyan üzerine alınan vergilerin “Tahakkuk fişi” ile tarh ve
tahakkuk ettirileceği, bu esasa göre, vergi dairesince beyannamenin alınması
üzerine bir tahakkuk fişi tanzim olunacağı ve bunun bir nüshasının mükellefe
veyahut beyannameyi mükellef namına vergi dairesine tevdi edene verileceği ve bu
suretle verginin tahakkuk etmiş olacağı belirtilmiş; 27 nci maddesinde de; vergi
beyannamesini ilgili vergi dairesine tevdi eden kimsenin kendisine verilen
tahakkuk fişini almamasının, beyannamede yazılı matrah üzerinden tarhı gereken
verginin tahakkukuna engel olmayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin 37
nci maddesinde; gerek elden gerekse posta ile gönderilen beyannamelerin alınması
sırasında, beyanname ve eklerindeki imzaların tamam olup olmadığı ile
beyannamenin kanuni süresi içinde verilip verilmediği hususlarının da aranacağı
belirtilmiş olup, 38/5 inci maddesinde ise; “Beyannamenin kabulünde asıl
olan, beyannamenin mükellef tarafından imzalanmış olmasıdır. Vekaletname ile
verilen ve vekil tarafından imzalanan beyannameler kabul edilmez.”
açıklamasına yer verilmiştir.
Buna göre, Türk Vergi Sisteminde, beyan esası
geçerli olmakla birlikte, mücerret ifade dışında, olayla ilgili başkaca kanıtlar
bulunmadan, mükellef ifadesinin tek başına ispatlama vasıtası olarak
kullanılması ve yorum yoluyla, kıyas suretiyle, kanaatle, çok değişik etkiler
altında kalınarak verilmesi muhtemel bir takım soyut ifadeye dayanılarak ya da
varsayımla tarhiyat yapılması veya tarhiyat sonucu tahakkuk ettirilen
verginin/harcın terkin edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla, beyan
esasına göre tarh ve tahakkuk olunan bir vergiye/harca ilişkin olarak;
beyannamede imzası bulunan mükellefin, imzanın reddine yönelik somut delillere
dayanmayan bir iddiasına (soyut ifadeye) göre tahakkukun terkini yoluna
gidilmesi de söz konusu değildir. Beyan esasına göre tarh ve tahakkuk ettirilen
böyle bir verginin/harcın terkini, ancak olayın özelliğine göre normal ve mutat
olmayan söz konusu iddianın mükellef tarafından ispat edilmesi ile mümkün olacak
ve olayın gerçek mahiyetine göre işlem tesis edilecektir.
Yukarıda yer alan açıklamalara göre; yeni inşa
edilen bir binanın inşaatının tamamen biten veya inşaatı tamamen bitmemekle
birlikte kısmen veya tamamen kullanılmaya başlanılan binalara ait (2) No.lu Harç
Beyannamesinin; inşaatın bittiği veya kısmen veya tamamen kullanılmaya
başlanıldığı bütçe yılı sonuna kadar, belirtilen hallerin bütçe yılının son üç
ayı içerisinde vuku bulması halinde, vuku bulduğu tarihten itibaren üç ay içinde
verilmesi ve aynı süreler içerisinde tahakkuk eden harcın ödenerek, tapuda cins
değişikliği işlemlerinin yaptırılması esastır.
Bu itibarla, tapuda yapılacak cins
değişikliği işlemlerine ilişkin harcın mükellefi tapuda lehine işlem tesis
edilecek olan malikler olup, bu kişiler tarafından ayrı ayrı veya
Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uyarınca oluşturulacak yönetim tarafından
verilecek tek bir beyanname (2 No’lu Harç Beyannamesi) ile inşaatın bittiği
tarihteki emlak vergisi değerinin harç matrahı olarak beyan edilerek, bu matrah
üzerinden işlemin yapıldığı tarihteki Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı
tarifenin I/13’üncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen oran üzerinden hesaplanan
harcın ödenmesi gerekmektedir.
Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı tarifenin sonuna
eklenen ve cins değişikliği işlemlerinin 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda
yazılı bildirim verme süresi sonuna kadar tapuda gösterilmemesi halinde harcın %
50 fazlasıyla alınmasına ilişkin hükümle de, hem cins ve kayıt tashihi
işlemlerinin zamanında yapılmasının sağlanması, hem de mükelleflerin daha sonra
tapuda yapacakları işlemlerde zorlukla karşılaşmamaları ve harç kaybının
önlenmesi amaçlanmıştır.
Ayrıca, (2) No.lu Harç Beyannamesine istinaden
tahakkuk ettirilen harca ilişkin olarak; dairenizce, Vergi Daireleri İşlem
Yönergesinin 37 nci ve müteakip maddelerine göre gerekli işlemlerin yapılmasına
karşın, mükellefler tarafından beyannamedeki imzanın kendilerine ait olmadığı
yönünde bir iddiada bulunulması durumunda, sadece soyut ifadeye dayanılarak,
tahakkuk ettirilen harcın terkini mümkün bulunmayıp, söz konusu iddiaların adli
makamlarca çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesi ile gereğinin buna göre
yapılmasını rica ederim.
|